...HUZUR YOLU....................................................HUZUR ve SEVGİ...

Cumartesi, Mart 8, 2008 - SON YAPRAK

Kategori: hikaye

 

                             SON YAPRAK


Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse
tamamı ressamlardan oluşmaktaydı.

Bu mahallede, üç katlı bodur bir tuğla yığınının tepesinde

iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı.

Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu.


Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürree hastalığına yakalandı.
Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken
o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu...
Geriye doğru sayıyordu; "Oniki" dedi, biraz sonra da "onbir";

arkasindan "on", sonra "dokuz"; daha sonra,

hemen birbiri ardina "sekiz" ve "yedi".


Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba?
Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile

altı yedi metre ötedeki tuğla evin çıplak duvarı vardı.

Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlı mı yaşlı bir asma,

tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı.
Dönüp arkadaışna "Neyin var?" diye sordu.

Hasta kız fısıltı halinde" altı" dedi.


"Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane vardı.
Saymaktan başıma ağrı giriyordu. Ama şimdi kolaylaştı.
İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi."
"Beş tane ne?" diye sordu arkadaşı. "Yapraklar, asmanın yaprakları.
Sonuncusu da düşünce, ben de mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu."


Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba götürdü.
Fakat o: "İşte bir tanesi daha gidiyor. Hayır, çorba filan istemiyorum.
Bununla geriye dört tane kaldı.

Hava kararmadan sonuncusunun da düştüğünü görmek istiyorum..

Ondan sonra ben de gidecegim." diyerek cevap verdi.


Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt katta ki yaşlı ressama
ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı adama.
Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen
arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş
gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve

şiddetle esen rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hâlâ yerinde duruyordu.

Sapına yakın tarafları hâlâ koyu yeşil kalmakla birlikte, testere ağzı gibi
tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak,
yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış duruyordu.
"Bu sonuncusu" dedi hasta kız.

"Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm.Rüzgârı duydum.

Bugün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim."


Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar,

alacakaranlıkta bile, asma yaprağının duvarın önünde

sapına tutunmakta olduğunu görebiliyorlardı.
Derken şiddetli yağmur tekrar başladı.

Hava yeteri kadar aydınlanır aydınlanmaz,

genç kız hemen perdenin açılmasını istedi.

 

Asma yaprağı hâlâ yerindeydi.

Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı seyretti.

Sonra arkadaşına seslendi. "Münasebetsizlik ettim.

Benim ne kötü bir insan olduğumu göstermek istercesine,

bir kuvvet o son yaprağı orada tuttu.

Ölümü istemek günahtır. Şimdi biraz bana çorba verebilirsin." dedi.
Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi alt kattaki bir hastaya
bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree.
Yaşlı adamcağız çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok

ama daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor dedi.

Ertesi gün doktor : "Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız." dedi.
O gün öğleden sonra arkadaşı artık iyileşmiş olan arkadaşına

alt kattaki yaşlı adamı anlattı.

Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş.
Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu,

odasında sancıdan kıvranırken bulmuş.

Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir haldeymiş.

 

Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır erdirememişti kimse.

Sonra, hâlâ yanık duran bir gemici feneri,

yerinden sürüklene sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven,

bir de üstünde birbirine karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet

ve sağa sola saçılmış bir kaç fırça bulmuşlar.

 

O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü.

Rüzgâr estiği zaman bile yerinden oynamayan yaprak,

yaşlı ressamın şaheseriydi.

Yaşlı adam, son yaprağın düştüğü gece

oraya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı.

O.Henry

 

                             

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Hadi sende yaz!

2008-07-11 22:23:13 - teşekkür

nazlı
çok etkileyici bir hikaye duygu dolu...
Bağlantı

<- GERİ :: İLERİ ->

HAKKIMDA

HUZUR YOLU, SEVGİ VE DOSTLUKTA BULUŞANLARIN YOLU...

YAZILARIM

YAŞAYINCA ANLADIM
Başlıksız
GİDİYORUM...
AYAZDA İKİ YÜREK
ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ...
mevlana çiçeği
gemi resim
ramses kadın rsm
mavi çiçek klbk rsm
mavi kadın rsm
hurafe
halkın tepkisi
GİTGİDE ALIŞIYORUM SANA
GİTME SÖZÜNÜN FISILTISINDA
SEN BİR MELEKSİN
HERŞEYİMSİN..
resim
türk olmak
ne ekersen
doğan cüceloğlu

BAĞLANTILAR


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

KATEGORİLER





HUZUR YOLCULARI

ballon
melekzeyno
aaysen
nazaro
dolunayayazi
1demethuzun
sonsuzruh
durusevdam
meleksoylu
okyonusmelegi
zeynaa
sessizcigliklarim
bendesaklisin
benduras
aytenceee
ecininyenidunyasi
bülent karataş
bendekalsin
huzunbazz
asklavarolanhersey