...HUZUR YOLU....................................................HUZUR ve SEVGİ...

Cuma, Mayıs 9, 2008 - AYAZDA İKİ YÜREK

Kategori: hikaye

AYAZDA İKİ YÜREK

 Bu sabah beni uyandırmadan işe gitti. Giyindiğini duydum, ama kalkmadım. Kalkmak istemedim. Bir ara yatağa eğilip bir süre yüzümü seyretti. Soluğunu hissettim. Uyumadığımı fark etti sanıyorum. Ama bir şey demedi. Gözlerim kapalıydı, ama yüzüme umutsuz bir hüzünle baktığını hissettim.

 Günlerdir doğru dürüst birşey konuşamıyoruz. Birbirimizden saklanarak yaşıyoruz sanki. Oysa bir yıl önce ne büyük bir hevesle başlamıştık birbirimizi sevmeye... 5 aydır bende kalıyor. Günlük hayatın o basit, o bayağı ayrıntıları sevgimizi acımasızca kemiriyor. Ama o bu konuyu açmaktan ısrarla kaçıyor. Ne zaman ilişkimizin nereye gittiğini konuşmak istesem, ya konuyu değiştiriyor, ya kaçamak cevaplar veriyor...

 Kalktığımda mutfakta notunu gördüm: Sevgilim, öyle güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım. Bu gece işyerinde nöbetçiyim. Beni merak etme. Sevgiyle, yazıyordu...

 Notunu okuyunca gözlerim doldu. Bir bıçağın ucu kalbimde hafifçe gezindi sanki... Ona karşı hoyrat davrandığımı hissettim bir an. İlişkimizin sürmesi için asıl çırpınan oydu sanki. Bir de bana bu aralar çok ihtiyacı vardı. Başka bir eve taşınacak gücü yoktu. Aslında ben de onu hayatımdan kolay kolay çıkaramazdım. Bir tek onunla huzur içinde uyuyabiliyordum. Bu sevginin en gerekli koşullarından biridir, bilirsiniz. Ama başka bir sevgiliyi, başka bir aşkı özlüyordum. Ve bu kentten uzaklara, çok uzaklara gitmek istiyordum. Hem onsuz uyuyamıyordum, hem de çok yalnızdım. Ben ondan uzaklaştıkça, o da benden uzaklaşıyordu. Uzaklaştıkça ruhumuz üşüyor, üşüdükçe de örtünüyor, birbirimizden gizleniyorduk. Gizlendikçe daha bir yalnızlaşıyorduk...

 Bütün gün onu düşünüp içtim. Başka hiçbir şey yapmadım. Akşam oldu. Şehrin ışıkları yandı. Kalktım internetimin başına geçtim. Aslında yaptığım büyük bir hataydı. Bu ilişkiyi tamamen bitirebilirdim. Ama nedense kendime karşı koyamadım. Ve internette onun sayfasına girdim... Sayfasının ismi Ayazdaki Bir Yürek'ti. Fransız yönetmen Claude Saute'nin bu filmini birlikte gözyaşları içinde seyretmiştik... Filmin ismini günlerce sayıklayıp durmuştu. Benim de yüreğim hep ayazdadır, diyordu. Sinema tutkunuydu. Para bulduğunda çekmeyi düşündüğü bir sürü senaryosu vardı... Ama parası hiç olmuyordu. Zamanının daraldığını düşünüyor, yaptığı işlerin onu asıl yapmak istediklerinden uzaklaştırdığını fark ettikçe hırçınlaşıyor, bu yüzden çalıştığı yerlerde fazla barınamıyordu...

 Kendimi tiyatrocu Ümit olarak tanıttım ona... Dedim ya, yaptığım büyük bir hataydı diye...

 - Sizi tanımak istiyorum.. Ben tiyatroyla uğraşıyorum. Adım Ümit. Arada sırada dublaj yaparım. Adını söyledikten sonra, onu aramama iten nedenin ne olduğunu sordu.

 - Sitenizin ismi Ayazda Bir Yürek. Yanılmıyorsam bu bir filmin adı.

 - Evet, Claude Saute'nin filmi. Çok etkilenmiştim. Siz seyrettiniz mi?..

 - Seyrettim. Ben de çok etkilenmiştim. Sinemayla ilgilisiniz galiba.

 - İlgili ne demek. Sinema benim tek tutkumdur. Senaryo yazıyorum. En büyük idealim yazdığım senaryoları çekebilmek... Ama para meselesi işte...

 - Şu an ne iş yapıyorsunuz?

 - Reklamcılıkla ilgili bir dergide editörlük yapıyorum. Çok sıkılıyorum ve atılmam an meselesi... Sizin işler nasıl?

 - Pek iyi sayılmaz, hatta berbat diyebilirim. Tiyatro çevresini bilir misiniz, bilmem. Hep ahbap çavuş ilişkileri geçerlidir. Yoz, çürümüş bir dünya. İdealist, dürüst insanlara yer yoktur bu dünyada...

 - Desenize sinema dünyasından pek bir farkı yok. Peki söyler misiniz, bizim gibi insanlara ne zaman şans tanınacak?

 - İşimiz çok zor. Ya kurallara uyacağız, ya da köşemizde bekleyip hüzün biriktireceğiz...

 - Hayır, ben köşemde oturup beklemek istemiyorum. Mutlaka bireyler yapmalıyım.

 - Şu an neredesiniz?

 - Lanet olası işyerimdeyim. Bitirilmesi gereken sayfalar var. Yarın dergi baskıya girecek. Ya siz, siz neredesiniz?

 - Ben evimdeyim. Ve canım hiçbir şey yapmak istemiyor.

 - Yalnız mısınız?

 - Evet, yalnızım.

 - Birlikte olduğunuz kimse yok mu?

 - Neden sordunuz?

 - Hiç işte, öylesine sordum.

 - Hayatımda biri var. Ama şu an evde değil.

 - Peki siz, sizin hayatınızda biri var mı

 - Evet, var...

 - Ne iş yaıyor?

 - Yazar. Oldukça da tanınmış bir yazar. Bir yılı aşkındır beraberiz.

 - Nerede yazıyor?

 - Nerede yazdığını söylemesem. Onu bilmenizi istemiyorum. Kitapları da var. Peki, siz ne zamandır birliktesiniz?

 - Ne tesadüf bizim de ilişkimiz bir yılı aştı. Ama yolunda gitmeyen şeyler var. Tıkandık. Galiba. Birbirimizden gizlenerek yaşıyoruz ne zamandır. Aynı evdeyiz, ama birbirimizden çok uzaktayız...

 - Bizim ilişkimiz de pek farklı sayılmaz. Biz de tıkandık. Ne zamandır yoğunlaşamıyor bana. Varsa yoksa yazıları ve okurları. Bazen beni görmediğini bile düşünüyorum. İlişkimiz tıkandıkça kendini yaptığı işe daha çok veriyor ve benden daha çok uzaklaşıyor.

 - Hayatında başka biri olabilir mi?

 - Biri değil, birileri var. Flört etmeyi çok sever. Ama ilişkiler biraz derinleşmeye, ciddileşmeye başlamaya görsün, hemen bitirir. Bağlanmaktan çok korkar.

 - Peki, nasıl katlanıyorsunuz bu duruma, çok zor olsa gerek. Ben olsam dayanamazdım. Ayrılmayı düşünmüyor musunuz?

 - Çok düşündüm. Ama bu konuda biraz korkağım galiba. Bir de ona çok alıştım. Yalnızca onunla uyuyabiliyorum.

 - Sizin de hayatınıza başkaları giriyor mu?

 - Evet, giriyor. Ama hiçbiri onun yerini tutmuyor. Hay Allah, neler konuşuyorum sizinle ben böyle... Ben en yakın arkadaşlarımla bile bunları rahat konuşamıyorum...

 - Ama bana rahatça anlatıyorsunuz...

 - Bilmiyorum, belki sizi hiç tanımadığım için, bana bir yabancı olduğunuz için bu kadar rahatım sizinle... Hiç tanımadığı insanlara daha kolay anlatıyor insan kendisini... Peki, siz birlikte olduğunuz insanla her şeyinizi konuşabiliyor musunuz?..

 - Evet, desem yalan olur. Ben de sizin gibi hiç tanımadıklarıma daha rahat anlatıyorum kendimi...

 - Sevgilinizin yerinde olmak istemezdim...

 - Ben de sizin sevgilinizin yerinde olmak istemezdim.

 - Hayatımız ne kadar yorucu değil mi? Belirsizlikler beni çok yıpratıyor. Her şey net olsun isterdim. Hiç tanımadığım birine en gizli şeylerimi anlatmak bana acı veriyor. Kendimden utanıyorum. Ama yine de yapıyorum. Ne kadar yalnızım demek ki, ne kadar susamışım birine kendimi anlatmaya... Sabah işe gelirken onu uyurken seyrettim. Öyle masum görünüyordu ki... Neden hiç başladığı gibi sürmez ilişkiler...

 - Aşk çok güzel bir şeydir, ama kısa ömürlüdür.

 - Kısa ömürlü olduğuna inanmıyorum. Aşkta Sahip olduklarımızın değerini bilmiyoruz, hemen tüketiyoruz. İlk günlerimizi öylesine çok özlüyorum ki. Soluk alamazdım bazen. Kış günü bütün pencereleri açardım. Yanımdayken bile özlerdim. Soluksuz kalıp öleceğim sanırdım hep. Nereye dokunsam ona dokunmuş gibi olurdum. Nereye gitsem beni gördüğünü hissederdim. Tanrım gibiydi o. Bedenime dokunurdum ve dokunduğum yer hazla titrerdi. Çünkü kendime dokunduğumda ona dokunmuş gibi olurdum. Kanardı dokunduğum heryerim, tıpkı onunla sevişirken kanadığı gibi... Ama son zamanlarda onu öptüğümde bir boşluğu öper gibiyim... Artık birbirimize tahammül etmek zorundayız. Para biriktiriyorum, ayrı bir eve çıkmak için. Bir süre daha onun evinde kalmaya ihtiyacım var.

 - O bunları biliyor mu?

 - Biliyor, ama bunları hiç konuşmuyoruz onunla. Gitmemi bekliyor sanırım. Yalnızlığı ve yazılarıyla baş başa kalmak istiyor ve uzaktaki bir sürü sevgilisiyle... Ayazda iki yüreğiz biz şimdi...

 - Soluksuz kalırdım, dediniz ya, aklıma bir şey geldi. Gazetelerden birinde yazmıştı. Küçük bir çocuk karpuz yerken, çekirdeğini boğazına kaçırmış. Aradan günler geçmiş. Çocuk gittikçe soluk almakta zorlanıyormuş. Tıkanmaları artınca doktora götürmüşler. Röntgen çekilmiş ve soluk borusunda karpuz çekirdeğinin kök yaptığı görülmüş... Soluğunu tıkayan buymuş. Hemen ameliyata sokmuşlar ve bu kökü söküp almışlar. Çocuk rahat soluk almaya başlamış. Ama birkaç gün sonra ölmüş!.. Aşktan söz edilince hep bu olay gelir aklıma. Aşıkken soluk almakta zorlanırız,ama aşk olmayınca, onu bizden aldıklarında ölürüz. Ve kimse niye öldüğümüzü anlamaz...

 - Çok kötü oldum. Bütün bedenim ürperdi.Bana ne yaptınız böyle. Her şeyi unutmaya çalışıyordum oysa. Bütün duygularım ayaklandı birden... Sizde anlayamadığım bir şey var...

 - Nasıl bir şey?

 - Sanki sizi çok eskiden beri tanıyormuşum gibiyim... Biliyor musunuz, insanda uzun yola çıkmak duygusu uyandırıyorsunuz.

 - Aşık olduğumu hissettiğim anlarda uzun bir yola çıkmayı çok isterim..

 - En çok nereye mesela?..

 - Trabzon'daki Uzungöl'e... Orada hem kendinizi sonsuzluk içinde hissedersiniz, hem de acı veren, ama şefkatli bir korunaklılık içindesinizdir.... Tıpkı aşk gibi...

 - İnanmayacaksanız belki ama, ben de orasını düşünmüştüm.Ne tuhaf, internette kurulan dostluklara, yakınlıklara pek inanmaz, gülüp geçerdim. Ama şu an sizi görmeyi ve yüz yüze tanışmayı öyle çok istiyorum ki...

 - Farkında mısınız, sabah oluyor?..

 - Evet, vaktin nasıl geçtiğini fark etmemişim bile. Peki siz, siz benimle yüz yüze görüşmek istiyor musunuz?

 - İstemiyorum, desem yalan olur... Hatta ben sizinle hemen bugün Uzungöl'e yola çıkmak istiyorum..

 - Siz ciddi misiniz, yoksa benimle dalga mı geçiyorsunuz?

 - Hayır, hiç olmadığı kadar ciddiyim. Ama siz bu yolculuğa hazır mısınız, sorun o...

 - Hazırım... Ben biraz deliyimdir. Siz benim deli yanımı bilmiyorsunuz daha...

 - Peki işiniz, asıl önemlisi sevgiliniz...

 - İşimin canı cehenneme. Zaten bugün yarın çıkartacaklardı. Onlar atmadan ben ayrılırım şerefimle...

 - Peki sevgiliniz?..

 - Nasıldı o dizeler: Can çekişen aşkları vurmalı, Vurmalı ve sıradan bir intihar süsü verilmeli... Akif Kurtuluş'un dizeleri yanılmıyorsam..

 - Sevgilinizin yerinde olmak istemezdim...

 - Nerede ve kaçta buluşuyoruz?

 - Atatürk Kültür Merkezi'nin önünde, saat 12.00'de... Peki sevgilinize ne diyeceksiniz?

 - Onu arar, her şeyi söylerim, o işi bana bırakın. Hadi, şimdilik hoşça kalın...

 Ve birkaç dakika sonra telefonum ardarda birkaç kez çaldı. Açmadım tabii ki, telesekreter devreye girdi. Telesekreterin sesini iyice açtım. Konuşması tedirgindi. Beni incitmekten korktuğu belliydi:

 Canım, birbirimizi çok sevdik, ama ne zamandır sevgimiz bizi korumuyordu.Son günlerde ikimizde çok yalnızdık. Bitmesi ikimiz için de iyi olacak. Seni hep güzel anmak istiyorum. Uzun bir yola çıkıyorum. Beni merak etme ve bekleme. Belki bir gün seni ararım. Hiç beklemediğin bir anda... Seni incittiysem bağışla.

 Evet, ben de en az onun kadar deliydim. Hemen bavulumu hazırlamaya koyuldum. Beni görünce ya mahvolacak ya da uzun yola çıkacaktık. Birlikte ne zamandır çıkmayı düşlediğimiz, ama bir türlü çıkamadığımız o uzun yola...

Cezmi Ersöz

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Hadi sende yaz!

2008-08-10 22:38:13 - MERHABA

bendekalsin
SEVGİLİ ARKADAŞIM ARANIZA YENİ KATILDIM BLOGUNUZA BENDURAS ARKADAŞIMDAN GİRDİM YAZILARINIZI ÇOK BEĞENDİM DUYGU YÜKLÜ ELİNİZE SAĞLIK BENİMDE ARKADAŞIM OLURMUSUNUZ.
Bağlantı

2008-05-18 12:37:57 - :))

benduras
Cezmi Ersöz'ü kutlamamak elde değil.Bu ne güzel yazıydı.Bayılıyorum bu
tür hikayeleri okumaya.Sizinde elinize sağlık.Paylaşımınız için.
Sevgiyle ve mutlu kalın.
Bağlantı

2008-05-12 14:51:24 - merhaba

SessizCigliklarim
gercekten sayfanıza geldiğimde huzur buluyorum
belki EN çok sevdiğim arkadasımın adının AYCAN oluşundan belki de sizdeki huzurdan bu tarafa yansıyandan..bilemiyorum:)
Sevgiler

(ben sobe görevimi yerine getirdim.. sizinkiide merak ediyorum:)
Bağlantı

2008-05-11 23:06:59 - merhaba

siriusss
çok güzel bi yazı sürükleyici ve ibretlik gibi:)) her ikisininde yerinde olmayı istemezdim aslında..ve sonunu merak ettim birden acaba ne oldu dizi gibi:))ama gerçekten çok güzel bi yazıydı yüreğinize sağlık.sevgiyle kalın
Bağlantı

2008-05-11 10:09:14 - merhaba arkadaşım

durusevdam
bak hemen döndüm sana ihmal etmedim sadece zaman bulamadım özür dilerim:)özürümü kabul gördüğünü düşünüp anneler gününü kutlamak isterim:)hoşçakal canım kendine çok iyi bak
Bağlantı

2008-05-10 23:55:38 - merhaba

SessizCigliklarim
Cezmi Ersöz'ün yazılarını hep sevmiimdir
Ve bu yazısını her okuyusumda aklıma düşmüştür "mahvoldular mı yoksa o uzun yola mı cıktılar?" sorusu

yine okumak cok güzeldi..Yüreginize sağlık
Bağlantı

2008-05-10 23:15:33 - selam huzur ve sevgi

ecininyenidunyasi
Umarım aramış oldıuğunuz huzuru bulmuşsunuzdur küçük meleğinizle:),
Benim için vermiş olduğunuz çaba için ve zamanınızı çaldığım için size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Beni acayip mutlu ettiniz melek ve siz:) gördüklerim karşısında göz yaşlarımı tutamadım. Hiç yüzünü görmediğim insanların beni mutlu etmek için vermiş olduğu çabaydı asıl beni duygulandıran,ve hala böyle güzel insanlar varmış dedim kendi kendime.
Burda o kaar insan arasında benim sizi bulmam da bir mucize melek hakiki melek onu çok ziyaret ettim ve seferinde anlaadım o gerçek bir melek gibiydi.
Zaten yanılmamışım.
Sizden tek bir şey için af diliyorum.Sizi ben bayan sanmıştım:)çok özür diliyorum kardeşim ne bileyim ben insanların cinsiyetine bakmadan yüreklerine bakarım .
Ve sizdede çok güzel bir yürek gördüm. Ve böyle bir yürek yalnızca annelerrde var sanırdım.) yanılmışım tebrikler çok iyi bir babasınız siz tıpkı babam gibi
Bunları yazmadan geçemedim işte meleğe sevgiler size saygılarr

Bağlantı

2008-05-10 20:02:11 - Bir tatlı huzur akmayaa geldim:)

ecinindunyasi
Selam aycan'cım bak ne kadar mutlu görünüyorum deeğilmi çünkü yanımda olduğunubu biliyorum:))) melek ve senin ...)
Anneler günün kutlu olsun arkdaşım.Ya bu gün sanki bir başka bakıyoruım hayataçok mutlu oldum demekki benim sevgiye ihtiyacım varmış:))
Bunu da siz dostlarım bana kucak açarak verdi. bilemiyorum ben sizi nasıl mutlu etcem.Buraya karaladığım satırlar sizi ne kadar mutlu edecek bilmiyom ama sizin için çok şey yapmak istiyorum fakat ne yapacağüımı bilemiyorum.

O YÜZDEN SENİNDE BU GÜZEL ANNELER GÜNÜNDE BİR MELEK KADAR MUTLU OLMANI İSTİYORUM..)
Bağlantı

2008-05-10 16:55:56 - Canım cankam..

meleksoylu
Muhteşem bir yazı...
Ve muhteşem resimler...
Bu kadar mı konuya yakıştırılır,
bu kadar mı iki ahenk bir arada yakalanılır...
Sen inceciğimsin!
Nerden bulursun bu kadar güzelliği?
Baştan sona yazını okudum ne garip değil mi;
iki insan o kadar yakınken bir o kadar da uzaklar birbirlerine...
Üstelik her ikisi de aynı dertten müzdarip...
Neyse açtırma kutuyu şimdi bana boş ver,
hep benzer yaşamlar değil mi bu yaşananlar?
Bir de tuhaf buluyorum,
alışamadığımdan olsa gerek...
Sevgilerimi bırakıp kaçayım ben en iyisi!
MELEK
Bağlantı

2008-05-10 02:01:07 - selam bana hzur ve sevgi getirmişsin:))

ecinindünyasi
Teşekkürler ederim :)))) Canım arkadaşlarım ne kadar candansınız iyi ve doğru yerde olduğumu anladım. Sizleri çok seviyorum.Melek arkdaşımın arkadaşı olman da çok sevindirdi ayrıca beni onu görmeden melek oldunu herkes anlar ama meleklerle herkes anlaşamaz yani demekki sizde bir meleksiniz o halde:))
Yoksa bu kadar duyarlı olup sayfama kadar gelmezdiniz bana ne? derdiniz.
Ama bunu yapamadınız çünkü yapamazdınız sizde çok güzel birisiniz.Bu her halinizden belli oluyor inanın hayatta böyle insanların hala var oldunu bilmekte bana güç verdi.Çok teşekkür ederim,verdiğin huzura verdiğin sevgiye
Bende her zaman yanınızdayım bundan böyle.
Sizlerin olması bana gerçekten güç verdi bundan böyle hayatıma daha sıcak bakıcam benimde artık çok güzel arkdaşlarım oldu diyebileceğim.
SİZLERİ ÇOK SEVİYORUM
Bağlantı

<- GERİ :: İLERİ ->

HAKKIMDA

HUZUR YOLU, SEVGİ VE DOSTLUKTA BULUŞANLARIN YOLU...

YAZILARIM

YAŞAYINCA ANLADIM
Başlıksız
GİDİYORUM...
AYAZDA İKİ YÜREK
ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ...
mevlana çiçeği
gemi resim
ramses kadın rsm
mavi çiçek klbk rsm
mavi kadın rsm
hurafe
halkın tepkisi
GİTGİDE ALIŞIYORUM SANA
GİTME SÖZÜNÜN FISILTISINDA
SEN BİR MELEKSİN
HERŞEYİMSİN..
resim
türk olmak
ne ekersen
doğan cüceloğlu

BAĞLANTILAR


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

KATEGORİLER





HUZUR YOLCULARI

ballon
melekzeyno
aaysen
nazaro
dolunayayazi
1demethuzun
sonsuzruh
durusevdam
meleksoylu
okyonusmelegi
zeynaa
sessizcigliklarim
bendesaklisin
benduras
aytenceee
ecininyenidunyasi
bülent karataş
bendekalsin
huzunbazz
asklavarolanhersey